Jonglörlük Terapi- Juggling Yoga


Instagram

Yapılan araştırmalar, beyinlerimizdeki "Miyelin isimli beyaz madde bölgelerinin" Juggling Therapy and Yoga- Jonglörlük Terapi ve Yogası ile ilgilenenlerde, diğer insanlara göre çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Beynin elektirik kabloları sayılan bu bölgeler cerebral corteks bölgelerini birbirlerine bağlamakta ve bu da parmakları, uzuvları ve bedeni koordineli bir şekilde hareket ettirmeyi sağlamaktadır. Frontal loblarda ise dikkat, konsantrasyon, anlamlandırma, analiz etme, planlama, karar verme, değerlendirme vb. gibi bilişsel yetenekleri beceriye dönüştürmektedir.
Yapılan incelemeler Juggling Therapy and Yoga- Jonglörlük Terapi ve Yogası ile gelişen Miyelinin, canlının zihinsel deneyimlerini ve gelişim sürecini değiştirdiğini göstermiştir. Ayrıca, sosyal etkileşimlerin, ritim, denge, dikkat, konsantrasyon, koordinasyon, farkındalık gerektiren oyuncakların da corpus collesum’da daha fazla miyelinli fiberlere neden olduğu saptanmıştır. Miyelinin fazlalığı nasıl biliş ve hareket düzeyini artırıyorsa, kusurları da zihinsel yetenekleri ve harekete ilişkin özelliklerimizi bozabiliyor. Merkezî sinir sisteminde miyelinin yokluğu veya eksikliği mültipl skleroz, serebral palsi (duruş ve hareket bozukluğu), Alexander hastalığı (merkezî sinir sisteminin tahribatı) gibi hastalıklara; miyelinin anormal oluşumu ise dikkat eksikliği, hiperaktivite, dil ve iletişim problemleri, hafıza bozuklukları, bipolar kişilik bozuklukları, şizofreniye, stres ve öfke yönetim problemleri, otizme ve disleksiye (Öğrenme güçlüğü)neden olmaktadır.


Tüm sistemlerin oluşabilmesi, gelişebilmesi, var olması ve var kalabilmesi “Hareket Yeteneğine” bağlıdır.

Hareketi oluşturan sistemlerimizdeki aksaklıklar, hedefimize ulaşmamızı imkânsız hale getirir.

Serdar GÜVEN

http://goo.gl/rSCCJ3 

 

JONGLÖRLÜK OYUNLARI ve BYJONG

 

Beyninizi geliştirmek için BYJONG Nöroeğitsel Jonglörlük Oyunları!

Jonglörlüğün, yani birden fazla nesneyi ardışık, dengeli ve koordineli bir şekilde çevirmenin, kişiye en büyük kazanımı, beyindeki beyaz ve gri maddeyi geliştirmesidir.

 http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Beyaz Maddeyi Tanıyalım

 

Beyaz madde, beynin iç kısmında bulunur ve yeteneklerimizi belirleyen bölgedir. Nöronlardan uzanan akson sinir kolları üzerindeki bu madde, insan beyninin neredeyse yarısını oluşturur. Bu maddeye beyaz rengini veren, sinir liflerinin yalıtımından sorumlu ‘miyelin maddesi’dir. http://goo.gl/rSCCJ3 
                                                                                                                                                                             

Resim1 : Beyindeki beyaz madde

 

 

 

Miyelini Tanıyalım

Miyelin, tabaka biçiminde yalıtkan bir malzemedir. İmpulsların (uyarıların) hızlı iletilmesini sağlar. Miyelin kılıf, merkezi ve çevresel sinir sistemlerindeki sinir hücrelerinde uyartıların hızını artıran, uyartı eşiğini düşüren, bunları sinir hücresinin çapıyla doğru orantıyla yapan, lipit ve proteinden oluşan bir dokudur. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Resim 2 : Sinir hücrelerinin iletimi

 

Miyelinin rengini verdiği beyaz madde ile kaplı olan aksonlar,  beynin farklı bölgelerindeki sinir hücrelerini birbirlerine bağlar. Miyelinle kaplı sinir uyarımları 100 kat daha hızlı iletilmektedir.  Miyelin olmadığında sinyal kaybolmaktadır.  Merkezî sinir sisteminde miyelinin yokluğu veya eksikliği mültipl skleroz (MS), serebral plasi (duruş ve hareket bozukluğu), Alexander hastalığı (merkezî sinir sisteminin tahribatı) gibi hastalıklara sebep olmaktadır.  Miyelin doğumda sadece beynin birkaç bölgesinde yaygınken,  daha sonra hızla genişler. 25-30 yaşlarında ise belirli bölgelere yayılmış olur. http://goo.gl/rSCCJ3 

Eğer kafamızın içine bakabilme imkânına sahip olabilseydik, hangi beynin bir 

diğerinden daha zeki olduğunu anlayabilir ya da hangi saklı durumların kişide 

şizofrene veya disleksiye (öğrenme bozukluğu) neden olduğu keşfedilebilirdik. http://goo.gl/rSCCJ3 

Yeni bir manyetik rezonans teknolojisi olan difüzyon tensör görüntüleme cihazı gerekli 

kanıtları bulmak için bilim insanlarına yardım etmekte ve önemli bir bilgiyi açığa 

çıkarmaktadır; zekâ ve akıl sendromlarının çeşitliliği sadece beyaz madde içeren 

beyin bölgelerinden etkilenmektedir. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Bilim adamlarının, uzun süre beyindeki beyaz maddenin pasif bir alt yapı 

olduğunu sanmalarına rağmen, yeni çalışmalar bu maddenin öğrenmeyi ve akıl 

(mental) hastalıklarını aktif olarak etkilediklerini göstermektedir. http://goo.gl/rSCCJ3 

Gri madde ise zihin hesaplamalarının yapıldığı ve hafızanın depolandığı 

yerdir. Gri maddenin bulunduğu kabuk, beynin en üst tabakasında olup sıkıca 

paketlenmiş nöron gövdelerinden meydana gelmektedir. Bu kısımlar sinir hücrelerinin 

karar verme kısımlarıdır. Alt kısım ise beyaz maddenin bulunduğu yerdir ve insan 

beyninin neredeyse yarısını doldurur. İnsandaki gri ve beyaz madde oranı diğer 

hayvanların beyninden bulunandan daha fazladır. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

  

 

Beyaz madde milyonlarca haberleşme kablosundan oluşmakta ve her biri 

akson denilen uzun ve diğerlerinden bağımsız uzun bir tel içermektedir. Miyelin 

denilen beyaz bir madde ile kaplı olan aksonlar beynin farklı bölgelerindeki nöronları 

birbirlerine bağlar. http://goo.gl/rSCCJ3 

Geçmiş yıllarda bilim adamları beyaz maddeye çok az ilgi göstermişler fakat 

çok daha sonraları beynin bölgeleri arasındaki bilgi iletiminin beyaz madde ile 

olduğunu anlamışlardır. Yeni çalışmalar sonucunda, beyaz maddenin genişliğinin 

insandan insana farklılaştığı ve bunun da farklı zihinsel deneyimlere ya da belli 

fonksiyon bozukluklarına yol açtığı fark edilmiştir. Bu durum da jonglörlük ve piyano çalma gibi 

çeşitli yetenekleri pratik kullanmayı ve öğrenmeyi etkilemektedir.  http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Beyaz maddeye rengini veren miyelin büyük bir öneme sahiptir. Nöronlar 

akson denilen uzun fiberlere (tel) sahiptirler ve her akson kristal bir jel ile yani 

miyelinle kaplıdır. Bu da aksonları yalıtkan hale getirmektedir. Miyelinle kaplandığı 

zaman sinir uyarımları 100 kat daha hızlı iletilmektedir. Miyelin olmadığında ise sinyal 4 

kaybolmaktadır. Maksimum iletim hızı için ise yalıtkan kalınlığının içteki telin çapı ile 

orantılı olması gerekmektedir.  http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Almanya’daki Max Plank Enstitüsü’ndeki, deneysel tıp araştırmacıları 

Schwann hücreleri olarak adlandırılan hücrelerin aksonları kaplayan bir proteini tespit 

ettiğini keşfetmişlerdir. Bu proteinlerin miktarları artırıldığında veya azaltıldığında 

Schwann hücreleri aksonların etrafındaki miyelin hücrelerini sarmaktadır. Örneğin 

bazı insanlarda bu proteinin üretimi sağlayan gendeki bir kusur şizofreniye neden 

olmaktadır. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

 Miyelin doğumda sadece beynin birkaç bölgesinde yaygınken, daha sonra 

hızla genişler. 25-30 yaşlarında ise belirli bölgelere yayılmış olur. Yetişkin olana 

kadar miyelinleşme genellikle dalgasal olarak cerebral corteksin(Beyin korteksi, beynin yarımkürelerinin dış yüzeyini kaplayan 1 ila 4 mm. kalınlığındaki gri madde)

 arka tarafından ön 

tarafına ilerler. http://goo.gl/rSCCJ3  Miyelinleşmenin oluştuğu en son yer ise ön alın

loptur (Alın lobu kendi kendinin farkında olma, gözlem, fikirlerin oluşumu ve planların yapımı gibi en fazla bir araya 

gelmiş beyin fonksiyonlarını barındırır. Yoğun duygulara ait tecrübelerde buralarda yer alır).

 http://goo.gl/rSCCJ3 

  

Bu bölgeler 

daha yüksek seviyede mantıklı düşünme, planlama ve karar verme yeteneklerinden 

sorumludur ve bunlar da sadece deneyimlerden elde edilmektedir. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Tüm bu gözlemler miyelinin zekâ için önemli olduğunu göstermektedir. Miyelinleşme muhtemelen erken 

ergenliğe kadar beyin aksonlarını sarmalamayı bitirmez. Çünkü aksonlar büyümeye 

devam eder ve yeni dallar oluştururlar. Akla şu soru gelebilir; miyelinin oluşumu 

tamamen programlı mı yoksa hayat deneyimleri miyelinlenme derecesini değiştirir 

mi? 

 http://goo.gl/rSCCJ3 

Yapılan araştırmalar, beyaz madde bölgelerinin piyanistlerde ve jonglörlerde, diğer insanlara göre çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu bölgeler cerebral corteks bölgelerini birbirlerine bağlamakta ve bu da parmakları, uzuvları ve bedeni koordineli bir şekilde hareket ettirmeyi sağlamaktadır. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Hayvanlar üzerinde yapılan incelemeler miyelinin, zihinsel deneyimlere olan 

cevabı ve canlının gelişim sürecini değiştirdiğini göstermiştir. Ayrıca, sosyal 

etkileşimlerin ve oyuncakların da corpus collesum’da daha fazla miyelinli fiberlere 

neden olduğu saptanmıştır. Miyelinin fazlalığı nasıl biliş düzeyini artırıyorsa, kusurları 

da zihinsel yetenekleri bozabiliyor. http://goo.gl/rSCCJ3 

Merkezî sinir sisteminde miyelinin yokluğu veya eksikliği mültipl skleroz, 

serebral plasi (duruş ve hareket bozukluğu), Alexan er hastalığı (merkezî sinir 

sisteminin tahribatı) gibi hastalıklara; miyelinin anormal oluşumu ise şizofreniye, 

otizme ve disleksiye (Öğrenme güçlüğü)neden olmaktadır. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

 

 

Hatalı bilgi iletiminin zihinsel hastalıklara neden olabileceğini anlamak zor 

değildir. Zihinsel yetersizliklere neden olduğu düşünülen gri madde ile ilgili 

araştırmalardan yıllar sonra uzmanlar, beyaz maddenin bu durumla ilgili önemli bir  role sahip olduğunu gösterir deliller bulmuşlardır. Örneğin disleksi, okuma için gerekli 

olan devredeki bilgi iletiminin kesilmesiyle oluşmaktadır. http://goo.gl/rSCCJ3 

Beyin görüntüleme 

çalışmaları sonucunda bu alanlardaki beyaz maddenin azaldığı, bu durumun da 

iletimin kesilmesine neden olduğu gösterilmiştir. Beyaz madde anormalliklerinin, 

nöronlarındaki anormal gelişmeleri ve miyelinleşmedeki kusurları yansıttığı 

düşünülmektedir. http://goo.gl/rSCCJ3 

Sağırlık, seslerin analiz edildiği cerebral cortex’deki daha yüksek seviyedeki 

işlemlerdeki kusurlardan meydana gelmektedir. McGill Üniversitesi’nden bir 

araştırmacı, bu durumda beyaz maddenin sağ ön beyindeki özel bir fiber yığıntı 

kısmında azaldığını bulmuştur. Yale Üniversitesi’ndeki araştırmalarda bu yığıntı 

kısmında miyelinleşmenin yüksek seviyelere oluştuğu zamanlar olan ceninin son 

gelişim zamanları veya ergenlikte sigara dumanına maruz kalmanın da, beyaz 

maddeyi bozup dağıttığını göstermiştir. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Eğer miyelinleşmenin büyük bir kısmı yirmili yaşlarda sona eriyorsa, orta yaşta 

ve yaşlılıkta beyin yeniden nasıl biçimlenebiliyor ve kendini nasıl onarabiliyor sorusu 

akla gelebilir. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

 

Örneğin 60, 70 ve 80’li yaşlarda zihinsel egzersizlerin Alzheimer’ın 

gecikmesine yardım ettiği bilinmektedir. Ayrıca bilgelik neden ileri yaşlarda artmakta 

sorusu da bu noktada akla gelen önemli sorulardan biridir.  http://goo.gl/rSCCJ3 

Deneyler, miyelinleşmenin 50’li yaşların ortalarına doğru daha gizli ve ustaca 

devam ettiğini ileri sürmektedir. Beyaz madde öğrenme çeşitleri için anahtar bir rol 

oynamakta, bunun için de uzun süren pratikler ve tekrarlar gerekmektedir. http://goo.gl/rSCCJ3 

Beyinleri geniş bir şekilde miyelinleşen çocuklara bu nedenle ebeveynlerine kıyasla yeni  yetenekler kazandırmak çok daha kolaydır. Başka bir deyişle dünya çapında büyük 

zihinsel ve fiziksel yetenekler yetiştirmek için çocuklara çok küçük yaşlardan

itibaren küçük ve büyük kas gruplarına yönelik etkinlikler ve 

yönlendirici bilgileri vermek gerektiği anlaşılmaktadır.http://goo.gl/rSCCJ3 

  

 

Kaynak:

Scientific American, White Matter Matters, Mart 2008, Syf 42-49 

http://www.kavramsitesi.org/admin/uploads/%7B0CB0D6BB-27EA-4543-8573-

80C622B0B4F1%7D.doc 

http://en.wikipedia.org/wiki/Diffusion_tensor_imaging

 

Gri Maddeyi Tanıyalım

Gri madde; zihin hesaplamalarının yapıldığı ve hafızanın depolandığı yerdir. Gri maddenin bulunduğu kabuk, beynin en üst tabakasında olup sıkıca paketlenmiş nöron gövdelerinden meydana gelmektedir. Bu kısımlar sinir hücrelerinin karar verme kısımlarıdır. http://goo.gl/rSCCJ3 

Resim 3 : Beyindeki beyaz ve gri madde

 

Eğer miyelinleşmenin büyük bir kısmı yirmili yaşlarda sona eriyorsa, orta yaşta ve yaşlılıkta beyin yeniden nasıl biçimlenebiliyor ve kendini nasıl onarabiliyor sorusu akla gelebilir. Deneyler, miyelinleşmenin 50’li yaşların ortalarına doğru daha gizli ve ustaca devam ettiğini ileri sürmektedir. http://goo.gl/rSCCJ3  Beyaz madde öğrenme çeşitleri için anahtar bir rol oynamakta, bunun için de uzun süren pratikler ve tekrarlar gerekmektedir.  Beyinleri geniş bir şekilde miyelinleşen çocuklara bu nedenle ebeveynlerine kıyasla yeni yetenekler kazandırmak çok daha kolaydır.  Başka bir deyişle dünya çapında büyük zihinsel ve fiziksel yetenekler yetiştirmek için çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren yönlendirici bilgileri vermek gerektiği anlaşılmaktadır. http://goo.gl/rSCCJ3 

Miyelinleşme, yani beyaz maddenin oluşumu 20-30’lu yaşlara kadar, yayılımı ile bu yaş sonraları ile 50’lili yaşlara kadar olan süreçte devam eder. Beyaz madde, kişilerin yeteneklerini belirleyen, doğru karar verme, pratik düşünme, mantığını kullanma becerilerinin gelişmesini sağlayan maddedir. Bu yüzden insanların bilgelik yaşı 50’lili yaşlar civarındadır. http://goo.gl/rSCCJ3 

Yazının başında da belirttiğimiz gibi Jonglörlük, beyaz ve gri maddenin miktarını artırır. Beyaz maddenin miktarca artırmasının yanı sıra, beyinde kapladığını alanı da genişletmektedir. Yani kişilerin normal süreçten daha önce bu becerileri kazanmasını sağlar. Oxford Üniversitesinin yaptığı Jonglörlük deneyi, bütün bu bilgilerin doğruluğunu kanıtlamıştır. http://goo.gl/rSCCJ3 

Bilimsel Magazine Dergisi ve İnternet Sayfası olan Newscientist’in Yayınladığı OXFORD

ÜNİVERSİTESİ – JONGLÖRLÜK DENEYİ

 

Oxford Üniversitesi'ndeki araştırmacılar 24 kişiyle 6 hafta boyunca her gün yarım saat top çevirme egzersizleri yapmak için anlaştılar. Acemi jonglörler, eğitim dönemi öncesi ve sonrası yayılımsal MR ile tarandı. Yayılımsal MR, beyindeki beyaz maddeyi görüntüleyebilen bir tarama yöntemidir. Aynı taramaları 24 kişilik bir kontrol grubu üzerinde de yapıldıhttp://goo.gl/rSCCJ3 

 

Almanya Üniversitesi Tıp Merkezi Hamburg-Eppendorf tarafından yürütülen önceki çalışmalar jonglörlüğün beyindeki gri maddeyi arttırdığını kanıtlamıştı. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

Altı hafta sonra kontrol grubunda hiçbir değişiklik gözlenmedi. Jonglörlerin ise görme ve hareket ile ilgili beyin bölgelerindeki beyaz madde alanca ve miktarca büyüdü. Jonglörlük eğitim programından dört hafta sonra, Oxford Üniversitesi'nden araştırmacılar yine jonglörlerin beyinlerini taradı. Artan beyaz maddede herhangi bir kaybın olmadığını hatta gri maddede bir artış olduğunu gözlemlediler. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

 

 

Dr. Wilson’a göre ( 2 yıldır kalifiye el kullanımı üzerinde çalışmalar yapan, Amerikalı Nörolog) : Öğrenmeye duyulan tutku, ancak el ve beynin güç birliği ile durmadan şekillenir.

 

Jonglörlük, el-göz koordinasyonu ile bu güç birliğini kişide alışkanlık haline getiren bir disiplindir.Üstelik Jonglörlüğün öğretim aşamasındaki teknik ve uygulamaları, geçmişten bugüne kadar gelmiş yanlış alışkanlıklarınızı yok etmenizi ve kullanmadığınız uzuv ve beyin kısımlarınızı kullandırtmayı sizde bir rutin haline getirmenizi sağlar. Nasıl mı? http://goo.gl/rSCCJ3 

 

1)      Nefes egzersizlerini öğrenmenizi sağlıyoruz.

2)      Rahatla komutunu öğrenmenizi sağlıyoruz.

3)      Zihinde canlandırma tekniği ile mental düşünme becerinizin gelişmesini sağlıyoruz.

4)      İkili çalışma alıştırmaları ile problem çözme becerinizi geliştirmenizi sağlıyoruz.

5)      Ters el alıştırmasını kullanarak beyninizin ve vücudunuzun kullanmadığınız kısımlarını geliştirmenizi sağlıyoruz.

6)      Ekip çalışması ile takım motivasyonunuzun artmasını sağlıyoruz.

7)      Öğretimi müzikle birleştirerek ritm duygunuzun gelişmesini sağlıyoruz.

8)      Egzersizlerle reflekslerinizin gelişmesini sağlıyoruz.

9)      Bu eğitim, jonglörlükle beraber sürdürüldüğü için sportif ve sanatsal aktivitelerin kazanımlarının tümünü kapsar.

10)  Jonglörlük uygulama ve teknikleriyle verdiğimiz eğitimin ‘bütünsel’ sonucu olarak, beyninizin sağ ve sol kısımlarının organize bir biçimde gelişmesini sağlıyoruz.

Peki beynimizin sağ ve sol lobunun organize bir şekilde çalışması bize ne kazandır? http://goo.gl/rSCCJ3 

 

ISHK Kurucu Başkanı Prof. Ornstein’ın 20’ye aşkın kitabında yayınlanmış araştırmaları gösteriyor ki, insan beyninin, dahice çalışması ancak ve ancak sağ ve sol beynin işlevlerinin organize çalışması ile mümkündür. Belirli konularda uzmanlaşmak, ancak bu iki beynin işbirliği ile mümkün olabilir. http://goo.gl/rSCCJ3 
Tarihteki bütün dehalar, büyük buluş yapanlar, üstün kişiler, hep beyninin iki yarısını da mükemmel bir işbirliği içinde kullanan kimselerdir. 

Özellikle karmaşık sorunların çözümünde, geniş ve uzun vadeli olabilecek kararlarda, pratik düşünmede ve gereksinimlere cevap olabilecek buluşlarda sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek için, beynin her iki yanının işbirliği içinde çalışması şarttır. http://goo.gl/rSCCJ3 

Öğrenilen bilgilerin, geçici bir ezber olarak kalmayıp kalıcı hafızada dosyalanması ve ömür boyu kullanılabilmesi, her iki beynin de öğrenme işine aktif olarak katılmasıyla mümkündür.

Beynimizin farklı fonksiyonlara sahip iki kısmının organize bir biçimde çalışması, aynı zamanda beyaz ve gri madde alanı ve miktarında artış sağlar. Bu organize çalışma, kendi fayda döngüsünü oluşturduğunda, size sadece dahice bir akla sahip olmak kalır. http://goo.gl/rSCCJ3 

 

 

                                         

 

 

 

BYJong Kurumsal Eğitim ve Etkinlikler
 
 
JONGLÖRLÜK NEDİR ?
 
Jonglörlük, aynı anda, birden fazla objeyi ustalıkla çevirme sanatıdır. Jonglörlük Ortaçağda Avrupa’sında gezgin, iyi söz dizen müzisyen, şair ve dil ustalarına verilen bir isimken, günümüzde nesnelerle ustaca oynayan, hareket ettiren, çeşitli nesnelerle şaşırtıcı bir şekilde estetik ve sanatsal şekilde koreografi ölçüleri içinde, yaratıcı gösteriler hazırlayan ve sunan insanların mesleklerine verilen addır. 
 
Gün geçtikçe hızlanan teknoloji çağının temposuna ayak uydurabilmek için birden fazla beceriye sahip olmamız gerekir. Jonglörlük, katılımcının bu becerilere sahip olmasını sağlayan zihinsel, bedensel, psikolojik ve sosyal alanları bütünselleştiren bir disiplindir.   
 
  

 Birden fazla nesneyi çevirmek;

1)        Zihinsel becerileri geliştirir. Bu gelişim beyindeki beyaz ve gri maddenin artışı sayesindedir. ( Beynin alt kısmının ½’sini kapsayan beyaz madde, yeteneklerimizi belirleyen maddedir. Beynin en üst kısmını oluşturan gri madde, hesaplamanın yapıldığı ve hafızanın depolandığı yerdir. )

2)        Fiziksel becerileri geliştirir. Bu gelişim ” Sağ-sol el, kol, göz ve beden koordinasyonunu ve dengesini sağlayan “beynin ince ve kaba motor” bölgelerinin aktivasyonunu sağlar.

3)        Psikososyal becerileri geliştirerek beynin korteks bölgesinin genişlemesini sağlar. Bu gelişim “psikolojik farkındalık gerektiren, kendini ifade edebilme, özgüven, öğrenmeyi öğrenme gibi becerilerin gelişmesini sağlar.

Jonglörlük; yaşamın farklı alanlarını bütünleyen bir etklinlik, kişinin bu alanlarla ilgili becerileri kazanmasını sağlayan bir disiplindir.

  

 

  

BYJONG BÜTÜNSEL YAŞAM EĞİTİM PROGRAMLARININ

KURUMA KAZANDIRDIKLARI

 

ü     Zamanlama ve sürdürebilirlik konusundaki uygulamalarla ‘Zaman Yönetimi’ konusunda farkındalık oluşturmak.

 

ü     Takım çalışmalarıyla çözüm odaklı olmayı ve problemlere duyarlı olmayı sağlamak.

 

ü     Çalışanlarını alışıla gelmedik bir ‘eğitim etkinliği’ne dahil ederek farklılık yaratmak.

 

  

ü     Çalışanlarını eğlenceli bir Jonglörlük etkinliğine dahil etmiş olmak.

 

ü     Kurumun stratejik hedefleriyle, çalışan hedeflerini bağdaştırmak.

 

ü   Çalışanlara yön vermek, yetkinliklere göre görev vermek.

 

ü   Savunmadan ve suçlamadan geri bildirim verebilmek.

 

  

ü   Çalışanların kurumu sahiplenmesini sağlamak.

 

ü   Beklenen kalite ve standartta sonuç almak.

 

ü   Hesaplanmış risk almayı teşvik etmek.

 

 

  

ü     Üretkenliği ve ekip bilincini artırmak

 

ü   Yaratıcılığı ve fikir üretimini artırmak.

 

 

  

BYJONG BÜTÜNSEL YAŞAM EĞİTİM PROGRAMLARININ

 

KATILIMCIYA KAZANDIRDIKLARI

 

ü   Beynin sağ ve sol loblarını dengeli kullanarak; konunun hem bütününü hem de detaylarını görebilme yeteneği kazandırır.

 

ü   Soyut ve somut düşünebilmesini sağlayarak; hızlı karar verme, sorun çözme, risk alma, odaklanabilme beceri ve yeteneklerini artırır.

 

ü   Beyindeki ‘beyaz madde’nin artırılmasıyla gelecekte iş gücü kalitesini ve verimini düşürebilecek rahatsızlıklardan uzak tutar. ( Demans, Alzheimer, Parkinson, Dikkat Eksikliği, Konsantrasyon Bozukluğu, Odaklanma Problemleri, vb. gibi bilişsel rahatsızlıkları engeller.)

 

ü   Beynimizin Amigdala ve Hipokampüs bölgelerinde kontrolümüzü geliştirerek amaç, hedef ve görevlerimizi yerine getirebilme yeteneği kazandırır.

 

 

  

ü   Üst biliş sayesinde, olaylar ve durumlara yeni bakış açıları ile yaklaşma becerisi kazandırır.

 

ü   Sosyal yönü yoğun iş gruplarında iletişim, empati, hoşgörü, ortak hedefler ve bunun gibi kavramları barındırarak, ekip ve takım bilincini hissettirir ve geliştirir.

 

ü   Beden ve ritim ile uygulanmasından dolayı beyindeki korteks kalınlığını artırarak stres kontrolü ve yönetimini geliştirir.

 

ü   El ve göz koordinasyonunu geliştirerek zihinsel ve bedensel refleks hızını artırır.

 

  

ü   Uzun ve hareketsiz pozisyonların oluşturduğu postür bozukluklarını engeller.

 

ü   Dikkatin yükselmesi ile yeni durum ve deneyimlere açık olmayı sağlar.

 

ü   Fikir akıcılığı ve serbest düşünme becerisi kazandırır.

 

 

ü   Yaratıcı ve orijinal fikirlerin ortaya çıkmasını sağlar.

 

ü   Hataları faydaya çevirebilme becerisi kazandırır.

 

ü   Uzun çalışma saatlerindeki performansı artırır.

 

ü   Durumları değerlendirme kapasitesini artırır.

 

ü   Odaklanma ve yoğunlaşmayı sağlar.

 

ü   Özgüven gelişimi sağlar.

  



Yapılan araştırmalar, beyinlerimizdeki "Miyelin isimli beyaz madde bölgelerinin" Juggling Yoga- Jonglörlük Yogası ile ilgilenenlerde, diğer insanlara göre çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Beynin elektirik kabloları sayılan bu bölgeler cerebral corteks bölgelerini birbirlerine bağlamakta ve bu da parmakları, uzuvları ve bedeni koordineli bir şekilde hareket ettirmeyi sağlamaktadır. Yapılan incelemeler Miyelinin, canlının zihinsel deneyimlerini ve gelişim sürecini değiştirdiğini göstermiştir. Ayrıca, sosyal etkileşimlerin, ritim, denge ve dikkat gerektiren oyuncakların da corpus collesum’da daha fazla miyelinli fiberlere neden olduğu saptanmıştır. Miyelinin fazlalığı nasıl biliş ve hareket düzeyini artırıyorsa, kusurları da zihinsel yetenekleri ve harekete ilişkin özelliklerimizi bozabiliyor. Merkezî sinir sisteminde miyelinin yokluğu veya eksikliği mültipl skleroz, serebral plasi (duruş ve hareket bozukluğu), Alexander hastalığı (merkezî sinir sisteminin tahribatı) gibi hastalıklara; miyelinin anormal oluşumu ise dikkat eksikliği, hiperaktivite, hafıza bozuklukları, bipolar kişilik bozuklukları, şizofreniye, otizme ve disleksiye (Öğrenme güçlüğü)neden olmaktadır.


Yazokulu ve Yıl içi Eğitimlerimiz: Dikkat Eğitimleri -Hizliokuma - Yaratıcı Drama - Tüm Ders Destekleri -Türkçe - İngilizce - Matematik - Okula Akademik Hazırlık - Jonglörlük -İpte Yürüme - Akıl Oyunları -Yaratıcı Müzik Eğitimleri -Gitar - Piyano - Bateri - Hızlı Okuma - Masa Tenisi -Satranç - Güzel Sanatlar - Resim Eğitmleri— Bahçecilik....Nöroeğitim ve Eğitim Koçluğu - Jonglörlük Terapisi - Oyun Terapisi - Çocuk Yogası - OkumaYazma - Öğrenme Güçlüğü - Odaklanma Bozukluğu - Dikkat Eksikliği Eğitimleri- Uyku Koçluğu - Beslenme Koçluğu - Stres Koçluğu -İletişim Koçluğu - Motivasyon Koçluğu ve Danışmanlık Hizmetleri vermekteyiz... Yaşamak Özel, Paylaşmak Güzeldir :)#BYJONG #cocuk #Çekmeköyeğitim#Çekmeköydikkat #Çekmeköyçocuk#Yaratıcıdramaçekmeköy #çekmeköy#yaraticidrama #EgitimKoclugu#eğitimçekmeköy #dikkatçekmeköy#Jonglorluk #çocuk #çekmeköyözelders#özeldersçekmeköy#cekmekoyyaraticidrama #çekmeköy#OyunTerapisi #Hizliokuma#Okumayazma #ogrenmeguclugu#Odaklanmabozuklugu#çekmeköyyazokul #yazokuluçekmeköy#cekmekoyyazokul #yazokulucekmekoy#DikkatEksikligi #hareketterapisi
Dikkat, Hızlı Okuma Eğitimleri, Oyun, Sanat, Hareket, Eğitim ve Öğretim ihtiyaçlarınız için sitemizi ziyaret edebilirsiniz. :-) www.byjong.com 
Randevu için 
Tel: 0535 865 07 53 
Dikkat ve Nöroeğitim Uzmanı Serdar GÜVEN...
Bütünsel Yaz Okulu Nöroeğitim Atölyeleri ve Bütünsel Gelişim Akademi Çekmeköy'de ...#Bütünsel ve Nöroeğitsel Beyin Gelişimi Modelli çalışmalarımızla çocuklarınızın
Zihinsel olarak : Dikkat, Konsantrasyon, Odaklanma, Algılama, Anlama, Hafıza, Yaratıcılık çalışmalarıyla Akademik Gelişimini...
Bedensel olarak: İnce-kaba motor,  El-Göz, Denge, Koordinasyon, Kuvvet, Refleks  Egzersizleri  ile Günlük Yaşam Becerilerini Geliştirmeyi...
Psikolojik olarak : Kendinisinin ve çevresinin Farkındalığını arttırarak Düşünme Becerisi kazandırmayı... Ve Sosyal Gelişim amacıyla Dil ve iletişim Eğitimlerimiz ile İzleme, Dinleme, Kendini ifade, Özgüven vb. gibi Psikomotor ve Psikososyal özelliklerini Geliştirmeyi Hedefliyoruz... Bunlar için 
www.akademiguven.com www.byjong.com 
İrtibat: 0535 865 07 53 
Eğitim Koordinatörü 
Nöroeğitim Uzmanı 
Serdar GÜVEN


Yorumlar - Yorum Yaz